siir - doğruluk sonsuzluğun güneşidir, nasıl olsa doğar ! - Blogcu




doğruluk sonsuzluğun güneşidir, nasıl olsa doğar !

Ana Sayfa Profilim Arşiv Hobıdunyam forum


Hakkımda

Dünyayı olduğu gibi kabul et..Gülümsemeleri ve sıkıntılarıyla..Sevgisi,dostluğu,yalanı ve gerçeğiyle..Yarının nefsine bağlı olan planlarıyla..Gerçeğin düşleri gibi gelip geçen ümitleriyle.. hobi, kültür,sanat, yaşam,dostluk, hayata-insana dair ne varsa bloğumda... GELECEĞE DUYARSIZ KALMAYIN!


Kategorilerim



Yazılarım

elma toplarım ve ben
5.örgü etkinliğimiz başlıyor!
netten.. ben çok beğendim ...
I your blog
zeytinyağlı enginar ....
ipek' imin sayfasına beklerim
benim tasarımlarım etkinliği & kova927
eşim için ördüğüm hırka..
bebek yeleği
bebek hırkası...
kadife kırçıllı ipten çantam...
sevgi ödülüm
etkinlik için yaptığım şapka
hobıdunyam orgu etkınlıgı #4 sapka ör
Başlıksız


Arkadaslarım

sekerpembe
aycak
beyhancayir
tabakta
fidelya
bizimada
zerrinkayhan
filizden
ilknurmert76
edaca30
ahsen50
minikbalbocegim
serpilinhobileri
dilekmine
aysegultecer
serpil69
biryudumhobi
1964anne
11111975sevda
mutfaksaatim
umurumda
ececece
senaserap
alternatifblog
serap1983
tatilveotel


Bağlantılarım

* SERAP blogspot
* SERAP2
* mutfaksaatim-ÖZLEM
* yenitadlar-NURCAN
* HÜNERLİELLER
* ELİFHOBİ
* YUXELCE
* knitting-croche
* dantelçeyiz
* zeynep
* gürcan abi
* ayçin
* oğlumun dünyası
* mehtap


Zıyaretcılerım






Bannerim



 guldefne2-serapakoglu

 serapakoglu




Dossıteler

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us




etkinlikler


Image and video hosting by TinyPic






Eglence






Image Hosted by ImageShack.us

FİLİSTİN

 
 
Bu Gece (Filistin)

Bu gece;
Filistin demek istiyorum.
Bu gece;
hüzün olsun.
Utansın müslüman başlar,
gözler yere baksın.
Dursun zaman bu gece.
Diz çöküp ağlasın,
her insan olan insan.
Filistin Filistin diye diye.

Cansız yere düşen,
çocuk bedenlerini yazmak istiyorum.
Şu dinmeyen kan gözyaşını,
şu hiçe sayılmış milleti,
isimsiz şu mezar taşını,
anlatmak istiyorum.
Filistin Filistin diye diye..

Hangi yana dönsem kan kan.
Nedir bilmiyorum,
buna seyirci kalan.
Amma;
ölen hayvan değil,
insan ulan insan.
Bağır bağır bağırıyorum,
Filistin Filistin diye diye..

Duyarsız kalamadım,
yazdım,
yandım bu gece...
Çöktüm Gazze köşelerine,
ağladım..
Bir değil bin mermi yedim,
öldüm ha öldüm.
Bel kazma kürek,
mezarımı kazdım bu gece...
Filistin Filistin diye diye...

 


Tarih: 16:14, 6/1/2009 Kategori: siir
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

sakarya türküsü

SAKARYA TÜRKÜSÜ

 

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.

Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:

Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur.
Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..

Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan:
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!

Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu?
Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna?
Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.
Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su:
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz:
Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya:
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!

 

Necip Fazıl Kısakürek

 

Hiçbir şiir beni bu kadar derinden etkilememişti bu zamana kadar, bu akşam 6. uluslararası Türkçe olimpiyatlarını izlerken, Moğalistan lı kardeşimiz bu şiiri okurken göz yaşlarına boğuldum... nasıl anlatsam yüreğim kalktı koptu sanki...şiir bittiğinde de salon alkıştan yıkıldı,  herkes gözlerindeki yaşları silmekte ve bir yandan da ayakta hala alışlıyorlar,  hepsi birbirinden güzeldi türküler, şarkılar ama bu şiir hepsinden güzel ve kardeşimizde hepsinden güzel yorumladı, "gesi bağları", "harmandan gel".... hepsi bir  harikaydı... izlemenizi tavsiye ederim.


Tarih: 00:53, 2/6/2008 Kategori: siir
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

dost

 

Dost musun?


       Öyleyse canın canımdır…
       Aynan olmalıyım…
       Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi…
       Hem sakınmadan, mertçe…
        Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
       Ne şekil gelirse, öylece…
        Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
        Seni de dupduru isterim karşımda…

Dostsan,
       Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
        Arkamdan şikayetlenme!
        Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
       Lâf değil, icraat beklerim senden!
       Öyle bak ki, hislerini görebileyim…
       Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim…
       Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
       Dil dönerken söylenmeli her şey…
       Kulak duyarken anlatılmalı…
       Göz bakarken bakmalıyım sana…
       Can sağ iken sarılmalı…
       Keşkelere meydan vermemeli,

Hayatım pişmanlıklarla yoğrulmamalı….
       Hayır!
        Dirime selâm vermeyen,
       Ölüme de fazla yaklaşmasın!

Dostsan, ölmemi bekleme!
       Haklıysam, yaşarken savun beni!
       Yaşarken yanımda ol!
       İnanmışsan bana, kimse çevirmesin seni yolundan!

Ve inanmamışsan, sakın rol yapma!

Her söylediğimi onaylaman şart değil…

Her yaptığımı beğenmen de gerekmez…

 

Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma

Yadırgayabilirsin beni,

Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma…

Kandırmanı aslâ kabul edemem!

Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,

Beni, bana sormadan yargılama!

Her yediğimiz aynı olmaz belki,

Her dakikamız birlikte geçmez…

Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,

Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım…

Belki her çağırdığında gelemem fakat,

Derdine ortak ararsan, koşarım…

Ben de herkes gibi insanım elbet,

Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!

Senin işin bu değil!

Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında…

 

Dostsan,

Küçümsemeden, küfretmeden,

Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma…

Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım, ama…

Yorulduğum zamanlarda,

Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına…

 

Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim

Ve bir deli kadar art niyetsiz…

Uğruna seve seve hesabı şaşırırım…

Görmezden gelebilirim yanlışlarını…

Başkaları enayilik sayabilir,

Başkaları akılsızlığıma yorabilir,

Bunları dert bile etmem, ama,

Sen, aslında aptal olmadığımı,

Her an, tekrar tekrar hatırla!

Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!

Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!

 

Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,

Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!

Neyse, o olmalı insan…

Kendisi olmaktan korkmamalı!

Kendisi olmaktan kaçmamalı!

Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,

Ben olduğum için bırakırsan beni,

Yas da tutmam arkandan!

Bedel mi?

Ödemeyeceksen çıkma yola!

İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin…

Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!

 

Dostsan, mevsimince yağ…

Kışsan kar ol, güzsen yağmur…

Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,

Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama

Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma…

Belki de çok geldi bunca talep…

Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma…

Sana fazla geldiğim ilk anda,

Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin…

Geçip gidebilirsin, borçluluk hissetmeden…

Mutlaka bir açıklama da beklemem senden.

 

Dost musun?

Öyleyse, canın canımdır,

Yoluna baş koymaya hazırım ya,

Başını da yollarımda isterim, unutma!


Tarih: 09:43, 28/2/2008 Kategori: siir
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

BABAMA

Karlı bir akşamdı İstanbul'da;
Son kez elele yürümüştük,
Bitmesin istediğimiz yola.
Kısacık beraberliğimizin bütün anılarını sığdırmıştık.
Yazarsın bana demiştin.
Bende yazarım sana sık sık.
Ağlıyordum....
Sen görmeyesin diye kaldırmıyordum başımı.
Elimi daha sıkı tuttun,
Anlıyordun....
Bu ayrılığa dayanmıyordu kalbim,
Öğrettiğim çiçek adlarını unutma dedin,
Kelebekleri kitap arasında kurutma,
Sık sık fotoğraf çektir, yolla bana,
Kitaplarım sana emanet,
İncitme kimseyi, kin büyütme kalbinde...
Beni bekle...
Yol bitti, gidiyordun artık; gittin
Sokakta gördüklerimi, filmlerdeki aktörleri sen sandım bir süre,
Kin büyütmedim kalbimde söz vermiştim sana diye,
Kitaplarını okudum, kelebeklerine dokunmadım,
Öğrendiğim çiçek adlarına yenilerini ekledim,
En çok fesleğeni, çoban heybesini, akşam sefasını sevdim.
Seni beklerken çok şey öğrendim,
Yolunu gözlediğim, sevdiğim ilk adam...
Nasıl olsa bulacaktır diye, her görüşümde aynı sesle seslendim
Uçak, babama selam söyle!
Beni kötü rüyalardan uyandıran sevdiğim ilk adam...
Bir bilsen seni nasıl özledim...
Kar yağıyor şimdi, otuz yaşım bitti,
Kitapların bende, kelebekler gibi kar taneleri,
Kendi yolumda yürürken hiç unutmadım o cümleyi;
Selamını aldım babacığım,
Kin büyütmedim kalbimde....
Küçük kızının gözleri hala senin çiçeklerinde.
Uçak, babama selam söyle!
Uçak, babama selam söyle!

 


Tarih: 02:39, 22/11/2007 Kategori: siir
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

ŞEHİT !

 

Ben Bu Vatan İçin Şehit Oldum Ana

 

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Basma ne olur yüreğine mezar taşlarını
Ağlayıp ta güldürme düşmanlarımı
Yolma sakın o ak düşmüş saçlarını

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Yurdumda gezdirmesinler diye kirli ellerini
Kirletmesinler benim vatanımı
Gerçekleştirmesinler düşmanlarım emellerini

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Bizim için şehit olanlar gibi, Sakarya da
Benim gibi, canı pahasına direnenler
Destan yazmadı mı Çanakkale de, Kütahya da

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Almadı düşmanımın bin kurşunu bedenimden canımı
Yurduma ihanet edenin değerse bir kurşunu
Akıtıverir o zaman bu yaramdan kanımı

Ben bu vatan için şehit oldum ana
Şu yurdumun her karış toprağında
Tomurcuk tomurcuk sevgi gülleri açsın diye
Kelebekler uçsun konsun diye her bir yaprağında
 

Hasan Yüksel


Tarih: 23:32, 23/10/2007 Kategori: siir
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

mekanın cennet olsun Barış...


Bİ DAMLACIK 


Duru bir yeşildi ortalık 
Akşam güneşi kırılmış bir mızrak boyu 
Ve çocuk sesleriyle iniyordu ışık, 
Ağlarda sanki dargın bir kılınç balığı 
Pullarını döküyor üstüme 
Bir sessizliği anlatmak için yazıldı bu şiir 
Belki de anmak için 
bi damlacık bir sessizliği...


Tarih: 00:24, 5/7/2007 Kategori: siir
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

deniz ve kadın


Tarih: 15:03, 1/7/2007 Kategori: siir
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

HİSSETMİŞTİM ANNE

 

Ana bu sabah yine erken uyandık
Botları boyadık,düzeni yaptık
Sabah sabah iştimada dimdik ayaktaydık
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne

Bir emir geldi babacan komutandan
Araçlara bindik tam teşhizat hep bir andan
Karamanlı başladı dua okumaya ağzından
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne

Mataramda ki su sanki zem zemdi
Tetiğim gül oya,süngüm bir çiçekti
Yüreğimde ki sevda daha bir depreşti
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne

Sen geldin aklıma giderken göreve
Sivaslının gözündeki yaşa takıldı aklım
Sordum kendi kendime acep niye
Biliyordu o da kavuşmayacaktı nişanlısı Emine'ye
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne

Bir ses duyuldu önce kulaklarım oldu sağır
Az sonra geldim kendime koştum cenke
Arkadaşlar dökülüyordu tek tek yere bağır ALLAH diye bağır
Gözümde ki yaş düşmüştü gönlüme orda oldu kahır
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne

Vatan içindi dökülen kanlar yere
Çakallar karşı cephede mehmetçikler yerlerde
Tokatlı,Yozgatlı düşmüş kalmışlar üst üste
Allahım sen onlarında gazasını mübarek eyle
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne


Doğduğum anı bilmem ama anam
Ölürken son sözüm oldu VATAN
Helaldir ona bu uğurda verilen her can
Ana ağlamaysın oğlun oldu şehit OSMAN
Ben şehit olacağımı hissetmiştim anne
VATAN SAĞOLSUN


Tarih: 22:59, 29/6/2007 Kategori: siir
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı
<- Sonraki Sayfa ->



BLOG DESİNG BY SERAPAKOGLU